Kocaeli İl Müftülüğü
  Anasayfa     İletişim     Etkinliklerimiz     Hutbeler     Görüntülü Yayınlar     Bilgi Edinme     Vaazlar     Münhal Kadrolar     Web Mail  

Menü
Makaleler
Mehmet SÖNMEZOĞLU Kocaeli İl Müftüsü
Din Nasihattir

Bağlantılar

Diyanet İşleri Başkanlığı
Türkiye Diyanet Vakfı
İl Müftülükleri
Kocaeli Valiliği
Mehmet Sönmezoğlu
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi
Resmi Gazete
Bimer
E-Bordro

Kalite Yönetim Sistemi
KUTSAL MEKANLAR CAMİLERİMİZ VE SAYGIDEĞER DİN GÖREVLİLERİMİZ
  Dini Günlerimiz || Camiler Haftası
   KUTSAL MEKANLAR CAMİLERİMİZ VE SAYGIDEĞER DİN GÖREVLİLERİMİZ

KUTSAL MEKANLAR CAMİLERİMİZ VE SAYGIDEĞER DİN GÖREVLİLERİMİZ

İnsan Allah’a kulluk için yaratılmış, din de insan için gönderilmiştir. Dolayısıyla insan ve din denince ibadet akla gelmektedir. Fahrettin Râzi Mefâtih’ul-Gayb isimli tefsirinde: “İbadet, saygının en ileri derecesidir” demektedir. Buradaki saygıdan maksat; insanın yüce yaratıcısına çeşitli ibadetlerle saygısını ve bağlılığını göstermesidir.
Hak veya batıl dinlerde ibadet mekanları vardır. Hıristiyanlar kiliselerde, Yahudiler havralarda, mecusiler ateşgedelerde ayinlerini icra ederler. Müslümanlar da ibadetlerini kutsal mekanlar olan camilerde yerine getirirler.
Kur’an ve sünnette “Mescid” olarak ifade edilen “Cami” Hz. Allah’la kul arasında kurulmuş bir köprüdür. Cami Allah’ın evidir. İnsan da Allah’ın kuludur. Onun için Allah’ın kulu olan Müslümana Allah’ın evini yapmak yaraşır.
Kur’an-ı Kerim’in Tevbe Sûresinin 18 inci ayetinde de bu anlatılarak şöyle buyruluyor. “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler yapar. Umulur ki işte bunlar doğru yolu bulanların tâ kendileridir.”
Yeryüzünde Cenâb-ı Hakk’ın emriyle ilk yapılan mabet Kabe-i Müşerrefe’dir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) milâdi 622 yılında Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicretleri esnasında Küba semtine gelince orada Kuba Mescidi’ni, bir Cuma günü de yol üzerindeki Benî Sâlim yurdundaki Rânûna mevkiine gelince Mescid-i Cuma’yı, nur şehri Medine’ye ulaşınca da Mescid-i Nebevi’yi inşa ederek cami yapılmasındaki hayırlı işin öncülüğünü yapmışlardır.
Dini hayatımızda camilerimizin yeri büyük ve önemlidir. Onun için Müslümanlar bulundukları köylere, şehirlere ibadet edebilecekleri camileri yapmışlar ve Allah Resûlü Efendimizin açtığı çığırdan yürümeye devam etmişlerdir. Dünya durduğu müddetçe de bu böyle devam edecektir.
Milli Şairimiz M. Akif de bunu şöyle seslendirmektedir:
Ruhumun senden ilâhî şudur ancak emeli,
Değmesin mâbedimin göğsüne nâmahrem eli,
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
İnsanlar gibi camilerin de bedeni ve ruhu vardır. Sütunları, duvarları kubbeleri, çatıları, şadırvanları, minareleri, mihrap, minber ve kürsüleri camilerimizin bedenini teşkil eder.
Cuma ve bayram namazları başta olmak üzere beş vakit namaz ile diğer nafile namazların camilerde kılınması, vaaz yoluyla cemaatin dini konularda aydınlatılması, Kur’an-ı Kerim okunması, zikir ve tesbihatta bulunulması, birtakım önemli işlerin görüşülmesi de camilerimizin ruhunu oluşturmaktadır.
İçinde bülbül olmayan kafes, yine içerisinde su ve balık olmayan akvaryum nasıl bir mana ifade etmiyorsa, cemaati olmayan, içerisinde ibadet edilmeyen camilerimizde bir anlam ifade etmez. Bulundukları yerde garip kalmışlardır. Allah’ın evlerini garip bırakmayalım. 
Kutsal mekanlar olan camilerimiz Allah’a giden yolun üzerine kondurulmuş önemli duraklardır.
Muhterem Cengiz Numanoğlu  na’tinde diyor ki:
Mücevher varken pul neye yarar,
Aşkını bilmeyen kul neye yarar,
Herkes bir yol tutturmuş gidiyor ama,
Mevlâ’ya varmayan yol neye yarar.
Camilerimiz huzur ve güven mekanlarıdır. Hz. Nuh (A.S.)  ve beraberindekiler nasıl gemiye sığınarak tufandan kurtulmuşlarsa, Sevgili Peygamberimiz ve vefakâr arkadaşı Hz. Ebu Bekir Sevr Dağındaki mağaraya sığınarak düşmanın amansız takibinden nasıl korunmuşlarsa, mü’minler de nefislerinin ve şeytanın saldırı ve tehlikelerinden camilere sığınarak öylece kendilerini koruyabilirler.
İşte onun için Hz. Ömer (R.A.) diyor ki:
Vallahi babam Hattab’ın katilini Kabe’de görsem, oradan çıkıncaya kadar kılına bile dokunmam.”
Yüce Mevlamız Âl-i İmran Suresinin 93 ncü ayet-i celilesinde şöyle buyuruyor:
“Kâbe’ye giren emniyettedir.”
Cami yapmanın sevap ve faziletini bilen Müslümanlar bu konuda âdeta birbirleriyle yarışmaktadırlar.
Özellikle de aziz milletimizin cami yapılmasına ilgisi ve camilere cemaat olmadaki sa’yü gayreti her türlü takdirin üstündedir. Çünkü ecdadımız Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in “ Kim Allah için kuş yuvası kadar da olsa cami yaparsa,  Allah da onun için cennette köşk yapar” (İhyâu Ulumiddin,c.1,s.415) müjdesinin farkındaydılar.
Allah’ın dinine ve Allah’ın evi camilere hizmeti kendilerine en büyük gaye edinen Müslüman Türk milleti bu uğurda rüşdünü ispatlamış necip bir millettir.
Yüce İslam Dini’nde camilerin yeri ne kadar önemli ve saygı gösterilmeye lâyıksa, halkımıza din hizmeti sunan alimlerimiz, hocalarımız ve her ünvandaki din görevlilerimiz de hürmete lâyık ve saygıdeğerdir.
Çorbada tuz ne ise toplumda da Kur’an ehli ve ilim sahibi din görevlilerimizin yeri odur.
Diyanet İşleri Başkanlığımız yurt içinde İl/İlçe Müftülüklerimiz ve yurtdışında ise Din Hizmetleri Müşavirlikleri ve Ataşeliklerimiz marifetiyle, onlar da Müftü, Vaiz, Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam-Hatip, Müezzin-Kayyım ve diğer ünvanlardaki görevlileriyle halkımızı din konusunda aydınlatmakta ve camilerimizdeki ibadetleri yaptırmaktadırlar.
Yaz-kış, gece-gündüz demeden, genç-ihtiyar, kadın ve erkek toplumun her kesimine din hizmetini götüren din görevlilerimizin azmi, gayreti, çalışkanlığı ve fedakârlığı zikredilmeye ve takdire değer.
İnsanın doğumunda; sağ kulağına ezan okuyup sol kulağına kamet getirmesinden, ölünce; yıkayıp kefenleyip, defnedilinceye kadar hayatın çeşitli dönemlerinde hep yanımızda olan, milletimizin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü teminde, yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma ve kardeşliğimizin tesisinde çok önemli rol oynayan din görevlilerimizin değerli mesaisini önemsiyor, şükran ve minnetle karşılıyorum.
Camilerimizin mihrap, minber ve kürsüleri din görevlilerimizle anlam kazanıyor. Çünkü alimler (din görevlileri) peygamberlerin mirasçılarıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde din görevlilerinin işi zordur. Ama o derece de faziletli ve onurlu bir görevdir.
Her sene olduğu gibi bu sene de 1–7 Ekim tarihleri arası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanacaktır.
Hafta boyunca İl/İlçe Müftülüklerimizce çeşitli etkinlikler hayata geçirilerek halkımızla kucaklaşılıp, bütünleşilecektir.
Bu vesile ile camilerimizin ve din görevlilerimizin önemi bir kez daha anlatılmış olacaktır.
“Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nın hayırlı olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Dine hizmette katkısı olan görevlilerimizi şükran ve minnetle yâdediyor, bugüne kadar ahrete irtihal eden tüm din görevlilerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyorum.
Şu anda görevi başındakilere de başarılar diliyorum.
Yüce Allah yâr ve yardımcımız olsun.

Bayram ERDOĞAN
Kocaeli İl Müftü Vekili


Tarih: 01 Ekim 2009 | Okunma : 1267 ]      


Duyurular
Aile İrşat Bürosu
Kur'an Dinle

   

Sure:

Selamlaşma
Site sayacı
  • Bugün: 396
  • Dün: 601
  • Toplam: 741.359 ziyaretçi
  • Online Ziyaretçi: 21
  • IP No: 54.83.133.189
  • 2008 - 2010 © Copyright Kocaeli İl Müftülüğü Web Sitesi Ankara Caddesi No:51 41100 KOCAELİ Telefon: 0.262.322 34 71 Faks: 0.262.321 17 17
    Her hakkı Kocaeli İl Müftülüğüne aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.
    Bu sayfa: 0,06 saniyede yorumlandı.